Türkiye’nin deniz üzerindeki en büyük fuarı Bosphorus Boat Show, 17-25 Ekim 2026 tarihlerinde Ataköy Marina’da kapılarını açmaya hazırlanıyor. 140 firma, yaklaşık 200 tekne ve 500’ün üzerinde markayı bir araya getirecek fuar öncesinde değerlendirmelerde bulunan Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, “Bu yıl Bosphorus Boat Show’a ayrı bir önem veriyoruz. Amacımız yalnızca teknelerin sergilendiği bir fuar değil, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren güçlü bir buluşma merkezi oluşturmak.” dedi. Türkiye’nin son yıllarda yat üretiminde önemli bir ivme yakaladığını belirten Bekiroğlu, 24 metre ve üzeri süperyat üretiminde Türkiye’nin dünyada ikinci sıraya yükseldiğini söyledi. Bekiroğlu, Türkiye’nin bundan sonraki hedefinin yalnızca daha fazla tekne üretmek değil, yüksek katma değer yaratan bütüncül bir yatçılık ekonomisi oluşturmak olması gerektiğinin altını çizdi.
Türk yat ve tekne endüstrisi, üretimden ihracata, yan sanayiden marina işletmeciliğine, bakım-onarımdan yat turizmine uzanan geniş ekosistemiyle Bosphorus Boat Show’da buluşacak. YATED tarafından düzenlenen fuar, 17-25 Ekim tarihlerinde Ataköy Marina’da sektör profesyonellerini ve deniz tutkunlarını ağırlayacak. Yerli üreticilerin yanı sıra sektörün önde gelen uluslararası markalarının da yer alacağı organizasyonda motor yatlardan yelkenlilere, katamaranlardan tekne ekipmanlarına ve yeni nesil denizcilik teknolojilerine kadar sektörün farklı alanlarından ürün ve çözümler sergilenecek. Dokuz gün sürecek fuarın, sektörün ticari hareketliliğine ve yeni iş birliklerine katkı sağlaması hedefleniyor.
FUARIN SEKTÖRÜN BULUŞMA MERKEZİ OLMASINI HEDEFLİYORUZ
Yat ve tekne sektörünün zorlu bir dönemden geçtiğini belirten YATED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, bu nedenle Bosphorus Boat Show’un yerli üreticiler açısından ayrı bir önem taşıdığını söyledi. Fuar kapsamında yerli üreticilere destek vermeye devam edeceklerini ifade eden Bekiroğlu, “Bu yıl fuarımız bizim için çok önemli. Özellikle yerli üreticilerimizin fuarda güçlü şekilde yer alması için ciddi destekler veriyoruz. Yerli üreticiler, ithalatçılar, ekipman ve aksesuar üreticileriyle birlikte buranın yalnızca bir fuar değil, gerçek anlamda sektörün buluşma merkezi olmasını hedefliyoruz. İstanbul’un konumu da bize önemli bir avantaj sağlıyor. Avrupa’dan sektör temsilcilerini ve potansiyel alıcıları İstanbul’da buluşturarak yeni ticari bağlantıların kurulmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.” diye konuştu. Fuarda sürdürülebilir denizcilik teknolojilerinin de öne çıkacağını kaydeden Bekiroğlu, güneş panelleri, batarya sistemleri ve hibrit çözümler başta olmak üzere çevreye duyarlı teknolojilerin ziyaretçilerle buluşacağını belirtti. Bekiroğlu, Türkiye’nin bundan sonraki dönemde yalnızca üretim adediyle değil, teknoloji ve nitelikli üretim gücüyle de küresel pazardaki konumunu geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

TÜRKİYE SÜPERYAT ÜRETİMİNDE DÜNYA İKİNCİSİ
Türkiye’nin son yıllarda yat üretiminde önemli bir ivme yakaladığını belirten Bekiroğlu, 24 metre ve üzeri süperyat üretiminde Türkiye’nin dünyada ikinci sıraya yükseldiğini söyledi. Sektörün özellikle son 15 yılda hızlı bir gelişim gösterdiğine işaret eden Bekiroğlu, “İtalya bugün dünya süperyat üretiminde ilk sırada, Türkiye ise ikinci sırada. Birkaç yıl önce üçüncü sıradaydık, Hollanda’yı geride bıraktık. Halihazırda yaklaşık 141 projemiz devam ediyor. Esnek üretim kabiliyetimiz, kaliteli işçiliğimiz, özel üretimdeki gücümüz ve Avrupa pazarına yakınlığımız Türkiye’yi rakiplerinden ayırıyor. Bu konumumuzu koruyacağımıza ve daha da güçlendireceğimize inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Süperyat üretiminin büyük ölçüde ihracata yönelik çalıştığını vurgulayan Bekiroğlu, sektörün Türkiye’ye doğrudan döviz kazandıran önemli alanlardan biri olduğunu belirtti. Türkiye’nin bundan sonraki hedefinin yalnızca daha fazla tekne üretmek değil, yüksek katma değer yaratan bütüncül bir yatçılık ekonomisi oluşturmak olması gerektiğinin altını çizdi.
KÜÇÜK VE ORTA BOY TEKNE ÜRETİCİLERİ DESTEKLENMELİ
Süperyat üretimindeki güçlü tablonun 5-24 metre arasındaki tekne segmentinde aynı ölçüde görülmediğini belirten Bekiroğlu; finansmana erişim, vergi yükü ve bağlama maliyetlerinin iç pazarı baskıladığını söyledi. Türkiye’de denizciliğin daha geniş kesimler için erişilebilir hale gelmesi gerektiğini ifade eden Bekiroğlu, “Denizcilik yalnızca yüksek gelir grubunun ulaşabildiği bir alan olarak görülmemeli. Beş, yedi veya 10 metrelik bir tekneyi insanların aileleriyle kullanabilecekleri koşulları oluşturmalıyız. Küçük ve orta ölçekli üreticilerimizi güçlendirdiğimizde hem iç pazarı büyütebilir hem de bu firmaların ihracata açılmasını sağlayabiliriz. Bosphorus Boat Show da yerli üreticilerimizin ürünlerini hem Türkiye’den hem de yurt dışından ziyaretçilere gösterebilmeleri açısından çok önemli bir platform.” dedi.
26 BİN BAĞLAMA KAPASİTESİNİ ARTIRMAMIZ GEREKİYOR
Sektörün büyümesinin önündeki önemli başlıklardan birinin marina ve bağlama kapasitesi olduğunu kaydeden Bekiroğlu, Türkiye’de yaklaşık 26 bin bağlama kapasitesi bulunduğunu belirtti. Avrupa’daki rakip ülkelerin çok daha yüksek kapasitelere sahip olduğuna dikkat çeken Bekiroğlu, arz yetersizliğinin bağlama fiyatlarını da yukarı taşıdığını ifade etti. Bekiroğlu, mevcut balıkçı barınaklarının uygun bölümlerinin değerlendirilmesi ve kuru bağlama alanlarının yaygınlaştırılmasıyla kısa vadede yeni kapasite oluşturulabileceğini belirterek, “Türkiye’nin kıyılarında çok sayıda balıkçı barınağı bulunuyor. Atıl durumdaki alanların kooperatiflerle iş birliği içinde küçük teknelere açılması hem bağlama kapasitesini artırabilir hem de daha erişilebilir fiyatlar sağlayabilir. Denizciliği büyütmek istiyorsak tekneyi üretmenin yanında insanların o tekneyi bağlayabileceği altyapıyı da oluşturmak zorundayız.” diye konuştu.
BİR YATIN EKONOMİYE KATKISI 20-30 YIL DEVAM EDİYOR
Yatçılığın yalnızca tekne üretiminden ibaret olmadığına dikkat çeken Bekiroğlu, bir yatın üretildiği andan itibaren uzun yıllar boyunca ekonominin farklı alanlarında katma değer yarattığını söyledi. Marina, bakım-onarım, refit, akaryakıt, sigorta, kumanya, ulaşım ve konaklama gibi birçok sektörün yatçılık ekonomisinden doğrudan beslendiğini ifade eden Bekiroğlu, özellikle refit ve yat turizminde Türkiye’nin önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Bekiroğlu, “Bir yatın ekosisteme katkısı üretildiği anda başlıyor ve 20-30 yıl devam ediyor. Türkiye’ye teknesiyle gelen bir turist, klasik turizm ziyaretçisinin çok üzerinde harcama yapıyor. Büyük refit projelerinde ise tekne başına milyon dolarlık ekonomik değerden söz ediyoruz. Güney bölgelerimizde marina, tersane ve bakım-onarım altyapımızı geliştirdiğimiz takdirde Avrupa’daki büyük yatları kış döneminde Türkiye’ye çekebiliriz. Bu da yalnızca yat sektörüne değil; turizmden yan sanayiye, konaklamadan hizmet sektörüne kadar çok geniş bir alana katkı sağlar. Bosphorus Boat Show gibi organizasyonları da bu büyük ekosistemin gelişmesi ve Türkiye’nin uluslararası gücünün daha görünür hale gelmesi açısından son derece değerli görüyoruz.” dedi.


