Avrupa sanayisinin yarısı su kıtlığını büyüme tehdidi olarak görüyor

 

Schneider Electric’in araştırmasına göre, Avrupa’daki sanayi liderlerinin yüzde 52’si suya erişim ve su kalitesi sorunlarının 2031’e kadar şirketlerinin büyümesini ciddi biçimde sınırlamasını bekliyor. Son iki yılda su stresi nedeniyle işletme maliyetleri artan şirketlerin oranı yüzde 44’e ulaşırken, yöneticilerin yüzde 58’i bildikleri dijital su yönetimi teknolojilerini henüz kullanmaya başlamadı.

Avrupa’da su kıtlığı, sanayi kuruluşları için çevresel bir sorun olmanın ötesine geçerek üretim, maliyetler ve iş sürekliliği açısından önemli bir risk haline geliyor. Küresel enerji teknolojisi şirketi Schneider Electric’in yayımladığı “The Water Crunch Report” (Su Darboğazı Raporu), su kaynaklı risklerin siber saldırılar ve tedarik zinciri kesintileri kadar kritik bir iş gündemi oluşturduğunu ortaya koydu.

Birleşik Krallık ve Avrupa’daki sanayi şirketleri ile su hizmeti sağlayıcılarının ve belediyelerin karar vericilerinin katıldığı araştırmaya göre, sanayi liderlerinin yüzde 44’ü son iki yılda su stresi nedeniyle işletme maliyetlerinin arttığını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 38’i altyapı ve bakım bütçelerinin baskı altında kaldığını, yüzde 30’u ise tedarik zincirlerinde aksama yaşandığını ifade ediyor.

Su tedarikinde ciddi bir kesinti yaşanması halinde faaliyetlerinin ilk 24 saat içinde etkilenmeye başlayacağını öngören şirketlerin oranı da yüzde 44. Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 14’ü ise suya erişim veya su kalitesi sorunlarının şirketlerinin faaliyetlerini ya da büyümesini şimdiden olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Su riski, sanayi stratejilerinin gündemine giriyor

Schneider Electric’in araştırması, Avrupa sanayisinin su kaynaklı riskleri giderek daha fazla dikkate aldığını gösteriyor. Şirketlerin yüzde 52’si, suya erişim veya su kalitesi sorunlarının önümüzdeki beş yıl içinde büyümelerinin önünde ciddi bir engel oluşturmasını bekliyor.

Schneider Electric Endüstriyel Otomasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gwenaelle Huet, suyun artık doğrudan rekabet gücünü etkileyen stratejik bir konu haline geldiğini belirtti. Huet, enerji dönüşümünün son on yılda sanayi stratejilerini değiştirmesi gibi su verimliliğinin de önümüzdeki dönemde sanayinin öncelikleri arasında yer alacağını ifade etti.

Yapay zekâ destekli endüstriyel çözümlerin suyun nerede ve ne kadar kullanıldığını, hangi noktalarda kayıp yaşandığını ve suyun nasıl geri kazanılabileceğini daha ayrıntılı biçimde ortaya koyabildiğine dikkat çeken Huet, asıl ihtiyacın mevcut teknolojileri daha hızlı devreye almak olduğunu vurguladı.

Schneider Electric Su ve Çevre Segmenti Başkanı Sophie Borgne de kuraklığın artık istisnai bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek suyun yeniden kullanımının önemine işaret etti. Borgne, AB genelinde arıtılmış kentsel atık suyun yalnızca yüzde 2,4’ünün yeniden kullanıldığını aktarırken, akıllı su teknolojilerine yatırım yapan kuruluşların verimlilik üzerinden rekabet avantajı elde edebileceğini kaydetti.

Şirketler teknolojinin faydasına inanıyor, ancak uygulama geride kalıyor

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, akıllı su teknolojilerine duyulan güven ile bu teknolojilerin fiilen kullanılması arasındaki fark oldu. Sanayi liderlerinin yüzde 86’sı, su hizmeti sağlayan kuruluşların ise yüzde 98’i akıllı su teknolojilerinin işletme maliyetlerini düşürebileceğini düşünüyor. Her iki grupta da katılımcıların yüzde 80’den fazlası bu çözümlerin iş sürekliliğini koruyacağına ve sürdürülebilirlik performansını artıracağına inanıyor.

Buna karşın sanayi liderlerinin yüzde 58’i, yararını bildikleri dijital ikiz ve şebeke modelleme araçlarını henüz kullanmaya başlamadıklarını belirtiyor. Su hizmeti sağlayan kuruluşların yüzde 57’si de tahmine dayalı analitik ve yapay zekâ destekli su yönetimi çözümlerini henüz devreye almış değil.

Öte yandan su kaynaklı riskler, yatırım kararlarını şimdiden etkiliyor. Araştırmaya katılan sanayi liderlerinin yüzde 47’si su verimliliğine yönelik yatırımlarını artırdığını, yüzde 43’ü ise su risklerini yönetim kurulu düzeyinde resmi olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Şirketlerin yüzde 56’sı otomatik kontrol sistemlerini, yüzde 55’i akıllı sayaçları kullanıyor. Su hizmeti sağlayan kuruluşlarda akıllı sayaç kullanım oranı yüzde 76’ya ulaşıyor.

Su sistemlerinin dijitalleşmesiyle birlikte siber güvenlik de önem kazanıyor. Hem sanayi şirketleri hem de su hizmeti sağlayıcıları, bağlantılı sistemlerin oluşturabileceği siber riskleri öncelikli konular arasında gösteriyor.

Su kayıplarını azaltmak için dijital ikiz kullanılıyor

Araştırmada, akıllı su teknolojilerinin uygulamadaki etkisine örnek olarak Danimarkalı su hizmeti sağlayıcısı Aarhus Vand’ın çalışmaları da yer aldı. Şirket, su şebekesini uzaktan izlemek, olası kaçakları tespit etmek ve tedarikteki dalgalanmaları önceden belirlemek amacıyla Schneider Electric’in EcoStruxure Water Advisor – Water Simulation çözümünü kullanıyor.

Dijital ikiz teknolojisiyle çalışan sistem, şebekenin farklı noktalarından alınan veriler üzerinden planlı ve beklenmedik olayların olası etkilerini modelleyebiliyor. Böylece olası sorunlara daha hızlı müdahale edilmesi, su kayıplarının azaltılması ve tedarik sürekliliğinin desteklenmesi amaçlanıyor. Daha verimli işletme sayesinde enerji tüketimi ve maliyetlerin düşürülmesi de hedefleniyor.

Bağımsız su ve çevre uzmanı Tom Freyberg ise suyun uzun yıllar iklim tartışmalarında enerji ve karbon konularının gerisinde kaldığını belirtti. Freyberg, araştırmadaki yatırım ve yönetim kurulu verilerinin su güvenliğinin artık şirketlerin stratejik gündeminde daha fazla yer tuttuğunu gösterdiğini ifade etti.

 

spot_img

SON YAZILAR

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR